Böbrek Hastalığında Kalbi Koruyan İlaçlar Nelerdir?

Böbrek Hastalığı Olanlar Kalplerini Korumak İçin Hangi İlaçları Kullanmalı?
Kronik böbrek hastalığı yalnızca böbrekleri etkileyen bir sağlık sorunu değildir. Böbrek fonksiyonları azaldıkça kalp krizi, kalp yetersizliği, ritim bozukluğu ve inme riski de artabilir.
Bu nedenle kronik böbrek hastalığının tedavisinde amaç yalnızca kreatinin değerini takip etmek değildir. Kalp ve böbrek sağlığının birlikte korunması gerekir.
Ancak her böbrek hastasının kullanması gereken tek bir “kalp koruyucu ilaç” yoktur. Tedavi planı şu özelliklere göre kişiselleştirilir:
Tahmini böbrek fonksiyonu (eGFR)
İdrarda albümin veya protein kaçağı
Kan basıncı
Potasyum düzeyi
Diyabet varlığı
Kalp yetersizliği
Daha önce geçirilmiş kalp krizi, inme veya damar hastalığı
Kullanılan diğer ilaçlar
Günümüzde uygun hastalarda ACE inhibitörleri veya ARB’ler, SGLT2 inhibitörleri, statinler, finerenon ve GLP-1 reseptör agonistleri kalp ve böbrek korumasının önemli parçalarını oluşturabilir.
1. ACE inhibitörleri ve ARB’ler
ACE inhibitörleri ile anjiyotensin reseptör blokerleri, özellikle yüksek tansiyonu ve idrarda albümin kaçağı bulunan kronik böbrek hastalarında temel tedaviler arasındadır.
Bu ilaçlar:
Kan basıncını düşürür.
İdrardaki protein kaçağını azaltabilir.
Böbrek hastalığının ilerlemesini yavaşlatabilir.
Kalp yetersizliği bulunan uygun hastalarda kalbin iş yükünü azaltabilir.
Tedavi başlandıktan veya doz artırıldıktan sonra kreatinin ve potasyum düzeylerinin kontrol edilmesi gerekir. Kreatininde hafif bir yükselme her zaman böbreğin zarar gördüğü anlamına gelmez.
KDIGO kılavuzuna göre tedavinin başlamasını izleyen dört hafta içinde kreatinin artışı yüzde 30’u aşmıyorsa; belirgin tansiyon düşüklüğü veya kontrol edilemeyen potasyum yüksekliği yoksa tedavi çoğunlukla sürdürülebilir.
ACE inhibitörü ile ARB’nin birlikte kullanılması ise böbrek hasarı ve potasyum yüksekliği riskini artırabileceğinden önerilmez.
2. SGLT2 inhibitörleri
SGLT2 inhibitörleri başlangıçta kan şekerini düşürmek amacıyla geliştirilmişti. Günümüzde ise bu ilaçlar yalnızca diyabet tedavisinde değil, kalp ve böbrek korumasında da önemli bir yere sahiptir.
Uygun hastalarda SGLT2 inhibitörleri:
Böbrek fonksiyonlarındaki kaybı yavaşlatabilir.
İdrardaki albümin kaçağını azaltabilir.
Kalp yetersizliği nedeniyle hastaneye yatış riskini düşürebilir.
Diyabet bulunmayan bazı kronik böbrek hastalarında da yarar sağlayabilir.
Tip 2 diyabet ve kronik böbrek hastalığı bulunan kişilerde eGFR 20 ml/dk/1,73 m² veya üzerindeyse SGLT2 inhibitörü tedavisi değerlendirilebilir.
Diyabeti olmayan hastalarda ise karar yalnızca eGFR değerine göre verilmez. İdrardaki albümin miktarı, kalp yetersizliği varlığı ve hastanın genel durumu birlikte değerlendirilir. KDIGO 2024, özellikle eGFR değeri en az 20 olan ve belirgin albümin kaçağı veya kalp yetersizliği bulunan yetişkinlerde SGLT2 inhibitörlerini önermektedir.
İlaç başladıktan sonra eGFR’de küçük ve geçici bir düşüş görülebilir. Bu durum tek başına ilacın kesilmesini gerektirmez.
Uzun süreli açlık, ciddi enfeksiyon, kusma, ishal veya ameliyat dönemlerinde ilacın geçici olarak bırakılması gerekebilir. Bu karar hekim tarafından verilmelidir.
3. Statinler
Kronik böbrek hastalığı, kalp ve damar hastalıkları açısından bağımsız bir risk faktörüdür. Bu nedenle kolesterol değerleri çok yüksek görünmese bile bazı böbrek hastalarında statin tedavisi önerilebilir.
KDIGO 2024 kılavuzuna göre:
Diyaliz veya böbrek nakli tedavisi almayan 50 yaş ve üzerindeki kronik böbrek hastalarında genellikle statin tedavisi önerilir.
eGFR 60 ml/dk/1,73 m²’nin altındaysa statin veya statin-ezetimib kombinasyonu değerlendirilebilir.
18–49 yaş arasındaki hastalarda diyabet, geçirilmiş kalp krizi, koroner girişim, iskemik inme veya yüksek hesaplanmış kalp-damar riski varsa statin tedavisi gündeme gelebilir.
Diyalize başlanmış bir hastada ilk kez statin başlama kararı ayrıca değerlendirilir. Diyaliz öncesinde başlanmış olan statinin sürdürülüp sürdürülmeyeceğine ise hastanın toplam kalp-damar riski, yaşam beklentisi ve kullandığı diğer ilaçlar dikkate alınarak karar verilir.
4. Finerenon
Finerenon, klasik idrar söktürücülerden farklı olan nonsteroid bir mineralokortikoid reseptör antagonistidir.
Özellikle şu özellikleri taşıyan seçilmiş hastalarda değerlendirilebilir:
Tip 2 diyabet
Kronik böbrek hastalığı
Devam eden idrar albümin kaçağı
Uygun dozda ACE inhibitörü veya ARB kullanımı
Normal veya güvenli sınırlarda potasyum düzeyi
Finerenon:
Böbrek hastalığının ilerlemesini yavaşlatabilir.
Kalp-damar olaylarının riskini azaltabilir.
Kalp yetersizliği nedeniyle hastaneye yatış riskini düşürebilir.
Tedavi başlangıcında eGFR’nin genellikle 25 ml/dk/1,73 m²’nin üzerinde olması ve potasyum düzeyinin uygun bulunması gerekir. Tedavi sırasında potasyum ve böbrek fonksiyonları yakından takip edilmelidir.
5. GLP-1 reseptör agonistleri
Tip 2 diyabeti bulunan kronik böbrek hastalarında GLP-1 reseptör agonistleri de kalp-damar riskinin azaltılmasına katkı sağlayabilir.
Bu ilaçlar:
Kan şekeri kontrolünü iyileştirebilir.
Kilo kaybını destekleyebilir.
Kalp krizi ve inme gibi kalp-damar olaylarının riskini azaltabilir.
Bazı hastalarda böbrek hastalığının ilerlemesini yavaşlatabilir.
Özellikle tip 2 diyabet, fazla kilo, yüksek kalp-damar riski veya mevcut tedaviye rağmen hedeflenen kan şekeri düzeylerine ulaşılamaması durumunda gündeme gelir.
KDIGO, tip 2 diyabet ve kronik böbrek hastalığı bulunan kişilerde kardiyovasküler yararı kanıtlanmış uzun etkili GLP-1 reseptör agonistlerine öncelik verilmesini önermektedir.
İleri böbrek hastalığında kullanılacak ilaç ve doz, hastanın böbrek fonksiyonlarına ve diğer tedavilerine göre dikkatle seçilmelidir.
6. Böbrek hastalarının aspirin kullanması gerekir mi?
Hayır. Böbrek hastalığı bulunan herkesin kalp koruması amacıyla aspirin kullanması doğru değildir.
Daha önce aşağıdaki durumlardan birini yaşayan kişilerde düşük doz aspirin, ikincil koruma amacıyla kullanılabilir:
Kalp krizi
İskemik inme
Koroner stent
Koroner bypass
Periferik arter hastalığı
Kanıtlanmış aterosklerotik kalp-damar hastalığı
Ancak daha önce böyle bir olay yaşamamış kişilerde aspirin rutin olarak başlanmamalıdır. Çünkü aspirin kalp-damar olaylarını azaltırken kanama riskini de artırabilir.
Kronik böbrek hastalarında kanama riski daha dikkatli değerlendirilmelidir. Aspirin kullanma kararı hastanın kalp-damar riski ile kanama riski birlikte değerlendirilerek verilmelidir.
Böbrek hastaları hangi ilaçlardan kaçınmalı?
Kronik böbrek hastaları reçetesiz ilaç kullanırken özellikle dikkatli olmalıdır.
İbuprofen, diklofenak ve naproksen gibi nonsteroid antiinflamatuvar ağrı kesiciler:
Böbrek fonksiyonlarını bozabilir.
Tansiyonu yükseltebilir.
Vücutta sıvı tutulmasına neden olabilir.
Kalp yetersizliğini kötüleştirebilir.
Bazı tansiyon ve böbrek ilaçlarının etkisini değiştirebilir.
Bitkisel ürünler ve “doğal” olarak tanıtılan takviyeler de her zaman güvenli değildir. Bazı ürünler potasyumu yükseltebilir, böbreğe zarar verebilir veya kalp ilaçlarıyla etkileşime girebilir.
Bu nedenle reçetesiz bir ağrı kesici, vitamin veya bitkisel ürün kullanmadan önce hekime danışılmalıdır.
Tedavi öncesinde hangi testlere bakılmalı?
Kalp ve böbrek koruyucu tedaviyi planlarken yalnızca kreatinin değerine bakılması yeterli değildir.
Genellikle şu değerlendirmeler yapılır:
eGFR
İdrar albümin/kreatinin oranı
Potasyum ve sodyum
Kan basıncı
LDL kolesterol
HbA1c ve açlık kan şekeri
Kalp yetersizliği öyküsü
Kalp krizi, inme veya damar hastalığı öyküsü
Kullanılan diğer ilaçlar
Kanama riski
İlaç başladıktan sonra kontrol sıklığı, kullanılan ilaca ve hastanın böbrek fonksiyonlarına göre belirlenir.
Böbreği korumak kalbi de korur
Kronik böbrek hastalarında kalp koruması çoğu zaman tek bir ilaçla sağlanmaz. Tansiyonun, kolesterolün, diyabetin ve idrardaki albümin kaçağının birlikte kontrol edilmesi gerekir.
Uygun hastalarda şu ilaç grupları önemli yararlar sağlayabilir:
ACE inhibitörleri veya ARB’ler
SGLT2 inhibitörleri
Statinler
Finerenon
GLP-1 reseptör agonistleri
İkincil koruma gereken hastalarda aspirin
Ancak bu ilaçların tamamı her böbrek hastası için uygun değildir. İlaç seçimi ve dozları; eGFR, potasyum, tansiyon, idrardaki albümin miktarı ve eşlik eden kalp-damar hastalıklarına göre kişiselleştirilmelidir.
İlaçlarınızı kendi kendinize başlamayın, bırakmayın veya dozunu değiştirmeyin. Kalp ve böbrek sağlığınızı koruyacak tedavi planını kardiyoloji ve nefroloji hekimlerinizle birlikte oluşturun.
Prof. Dr. Barış GüngörKardiyoloji Uzmanı
Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır. Kişisel muayene, tanı ve tedavi önerisinin yerine geçmez.
Sık Sorulan Sorular
Böbrek hastaları SGLT2 inhibitörü kullanabilir mi?
Uygun hastalar kullanabilir. Tedavi kararı eGFR, idrardaki albümin miktarı, diyabet ve kalp yetersizliği varlığına göre verilir.
Kreatinin yükselirse ACE inhibitörü bırakılmalı mı?
Her kreatinin yükselmesi ilacın bırakılmasını gerektirmez. Artışın derecesi, potasyum düzeyi, tansiyon ve hastanın sıvı durumu birlikte değerlendirilmelidir.
Böbrek hastalığında statin gerekli midir?
Özellikle 50 yaş üzerindeki kronik böbrek hastalarında kalp-damar riskini azaltmak amacıyla statin tedavisi sıklıkla önerilir. Nihai karar hastanın toplam riskine göre verilir.
Böbrek hastaları aspirin kullanmalı mı?
Aspirin herkese önerilmez. Daha önce kalp krizi, iskemik inme, stent veya başka bir damar hastalığı geçiren kişilerde yararlı olabilir. İlk kez kalp-damar olayını önlemek amacıyla kullanımı ise kanama riski nedeniyle kişiselleştirilmelidir.
Böbrek hastaları hangi ağrı kesicilerden kaçınmalı?
İbuprofen, diklofenak ve naproksen gibi nonsteroid antiinflamatuvar ağrı kesiciler böbrek fonksiyonlarını bozabilir. Ağrı kesici seçimi için hekime danışılmalıdır.
Keywords: kronik böbrek hastalığı, böbrek hastalığında kalp koruyucu ilaçlar, kalp ve böbrek sağlığı, SGLT2 inhibitörleri, ACE inhibitörleri, ARB, statin, finerenon, GLP-1 reseptör agonistleri, aspirin, eGFR, idrarda albümin kaçağı, böbrek hastalığı ve kalp riski, kardiyovasküler korunma, kalp yetersizliği, diyabet ve böbrek hastalığı, Prof. Dr. Barış Güngör








Yorumlar